Home Profes. Org.s Archimedia BBS JAS BKA Map
Intro 1999 Next

 

Arşivler ve Kütüphaneler Arasındaki İlişkiler [*]
B.C. BLOOMFIELD[**]
Çev. Rıfat Günalan[***]

"İlişki: ... birbirleriyle karşılaştırılması sırasında veya onların içeriğini incelerken dikkate alınan simge veya özellik ... şeyler arasında doğal olarak var olan herhangi bir bağlantı, yazışma veya bir kurum ... akrabalık ... ticari veya politik çıkarları sebebiyle bir ülke, devlet vs'nin birbirleriyle temasını sağlayan çeşitli modlar .... ( Shorter Oxford dictionary ... C.T. Onions tarafından gözden geçirilmiş ve düzeltilmiştir, Oxford Clarendon Press, 1935, 2 cilt)

Bu başlığı okuyanlar bu yazıda yeni bir gerçek ya da keşif bulacağını beklememelidir. Bilgisizliğimiz sebebiyle bu makale genelde başlıca Anglo Sakson kaynak ve deneyimlerine dayanmakta olup yazar, zaman yokluğundan dolayı basılı tüm kaynaklara müracaat edememesi sebebiyle okuyuculardan özür dilemektedir. Temel bir yayının alınıp incelenmesindense bir konu hakkında yazılmış bir incelemeyi takip etmek daha yararlı olacağından, az şey keşfedilmesine rağmen genelde bölgenin iyi bir haritası çıkarıldı. [1]

Gerçek şu ki devingen ya da diğer türde matbaanın bulunuşundan önceki zaman diliminde mevcut arşivlerin kütüphanelerden daha eski olduğu genel olarak kabul görmektedir. Kil tabletler, madeni plakalar, kağıt, papirüs, diğer dayanıklı malzemelerden oluşan arşivler; ulusal, kabilesel, dini, kronolojik, idari, ve diğer işlemleri içermektedir. Eski ticari belgeler içeren arşivlerin varlığı bilinmekle beraber bu belirttiğimiz arşivler hemen hemen daima resmi karakterlidir. Okur yazarlığın yayılması ve yazı malzemelerinin ve uygulamalarının çeşitlenmesi ile kütüphaneler kurulmaya başlandı. Arşivler ve kütüphaneler arasındaki ilişkiler klasik dönemde çok yakın olup edebi ve felsefi metinler genellikle ortak bir idare tarafından aynı okuyucuya hizmet verilerek bir arada saklanıyordu.

Okuryazarlık ve dini sınıflar dışında bilimin geliştiği, kullanım için olduğu kadar zevk için de okumanın artışının gözlendiği, devlet, din ve ticari meselelerle ilgili resmi arşivler arasındaki bir bölünmeyi teşvik edip edebi, felsefi, tarihi metinler bulunduran kütüphanelerin de ilmi çalışmalar için var olduğu Rönesans'a kadar mevcut Ortaçağ Avrupası'nın dini ve manastır kütüphaneleri ile arşivlerinin incelenmesi benzer sonuçlara ulaştırır. Bu ayırım matbaanın keşfi ve matbaa için ucuz bir taşıyıcı olarak kağıdın elde edilebilirliğinin artmasından dolayı önem kazanmıştır. Daha eski arşivler hizmet verdikleri kurumlarda resmi işlemler sonucu artan kayıtları içermeye devam ettiler, ama kütüphaneler ister resmi ister özel olsun çok çeşitli ve yaygın amaçlara hizmet ediyorlardı. Arşivci çalıştığı kurumun sekreterya biriminin bir üyesi olmaya eğilimlidir. Halbuki kütüphaneci, 17. yüzyıldan günümüze kadar, genellikle mütevazı bir alim olarak kabul edilmektedir.

19. yüzyılın başında endüstri devriminin gelişmesi okur yazar bir çalışan nüfusun ortaya çıkmasını zorunlu kılıp ulusal eğitim sisteminin oluşturulmasına yetenekli, eğitilmiş kütüphanecilerin hizmetine ihtiyaç duyan sayısız halk kütüphanelerinin kurulmasına yol açtı. Bu 1876'da ALA ve takip eden yıl (British) LA'nın kuruluşuyla simgelenen bir gelişmeydi. Faal olarak hizmet veren profesyonel kütüphaneci dernekleri birçok ülkede kurulurken, kalifiye kütüphanecilerin sayıları hızla arttı. Bu sırada arşivciler daha önceden olduğu gibi görevlerine devam etmekle beraber resmi ve gayrı resmi modern yönetimlerin gelişimi ile kırtasiyeciliğin artışı, arşivciliğin farklı bir kategori olarak tanınmasına ve ihtiyaç duyulmasına yol açtı.

19. yüzyılın başında paleografya, diplomatik gibi sistematik çalışmalar konusunda Fransızların teşebbüsünü takiben; modern arşivcilik araştırmaları ve uygulamalarının temellerinin I. Dünya Savaşı'nı takip eden dönemde Sir Hilary Jenkinson tarafından sistematik olarak ortaya konulduğunu söylemek mümkündür.1926'da Londra Üniversitesi, University College'de sistematik eğitim ve konferanslara dayanan bir kursun başlatılmasıyla üst seviyeye ulaşmıştır. II. Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda kurumlarda üretilen evrakın çığ gibi artması, modern yönetimler tarafından arşivlerden eğitimli ve pratiğe sahip arşivciler konusunda talepte bulunmalarına neden oldu. Fakat arşivcilerin dernekleri bu sonuca ulaşmakta oldukça yavaştılar. Her ne kadar, The Vereenigin van Archivarissen 1881'de [2] kurulduysa da The Society of American Archivist 1936 ve The Society of Archivists'de 1946 yıllarına kadar mevcut değildi.

Kütüphaneciler ve arşivcilerin her ikisi de kendilerini "profesyonel" bir mesleğin üyeleri olarak kabul ederler ama genel olarak kabul gören mesleklerin karakteristikleri ile sosyolojik karşılaştırmalar yapıldığında örneğin hukuk, tıp gibi, göstermektedir ki gerçek meslekler olarak tanımlanamamaktadırlar. Bu da her ikisinde de mesleki teori ve meslek etiğini içeren bir temelin olmaması, her ikisinde de işe başlarken gerekli eğitim konusundaki kontrolün eksikliği, her ikisinde de mesleki müfredat ve eğitim konusunda denetim eksikliğinin olması ve her ikisinin de kamuoyu ve kullanıcılar nazarında düşük statü ve düşük gelirli bir meslek olarak kabul görülmesidir ve her birinin kimi zaman bir diğerinin üstlendiği role karşı kıskançlık duyup kendi işine karşı koruyucu bir tavır içine girdiği de gözlenmektedir. (Kütüphaneciler konusundaki popüler imajını, istisnalar anlatılan kuralın dışında da olsa en nihayetinde evde kalmış gözlüklü bir bayanın sürekli bir şekilde "sus" demesi ve aynı şekilde örümcek ağlarıyla kaplı duvarlar içinde örümcek ağı bağlamış bir arşivcinin imajının uzun süredir değişmeden kalmasıdır.) J. L. Borges'in kütüphanecinin rolünü modern bir kütüphane perspektifinde ele aldığı alegorisi arşivcinin rolüne de aynı şekilde uyarlanabilir.

Buraya kadar olan kısım girişi oluşturmakta idi. Şimdi arşivler ve kütüphanelerin farklı rollerini ve birbirleriyle ilişkilerini incelemeye başlayalım. Jenkinson tarafından öne sürülen bir tanımla ifade etmek istersek, arşivler yönetimlerin doğal faaliyetleri ya da resmi ya da gayrı resmi her hangi bir tür faaliyeti yönetirken biriktirilmiş olup sorumlu kişiler ya da onlardan sonra gelenler tarafından yeniden müracaat edebilmek amacıyla saklanan evrak ve dokümanlardır. Arşivlerin toplum içindeki kültürel rolü bu verdiğimiz tanımla evrakların üretilmesi ve korunmasından daha az önemli görünmektedir. Fakat arşivlerin ve evrakların açıkça hayatta kalıyor olması da muazzam bir kültürel ve tarihi önem faktörüdür. [3] Bu birikimlerle ilgili görev, eğitilmiş profesyonel arşivcilerin yardımıyla hakiki bilgi, tarihi örnek ve ileride atılacak adımlarla ilgili negatif bir rehberlik sağlamak olacaktır. Bu da vaktiyle neyin denenip başarısız olunduğunun yeniden gerçekleştirilmemesiyle mümkün olacaktır. Arşivlerin, arşivde depolanan bilginin kullanımı için yöneticileri, personeli, bilim adamlarını ve diğer araştırmacıları eğitmeye yönelik üstü örtülü bir eğitim fonksiyonu da vardır.

Kütüphanelerin rolünü tanımlamak belki daha güç olmakla birlikte kayıtlı bilginin depolanması, düzenlenmesi ve onları kullanmaya yetkili olan kişilerin kullanımına sunmak için var oldukları söylenebilir. Kütüphanecinin rolü Ranganthan tarafından kısaca şöyle açıklandı. (Her okuyucuya kitap, her kitaba okuyucu) Burada yeniden kütüphanelerde depolanan bilginin kullanımı konusunda kullanıcıların eğitimi ile ilgili ifade edilmeyen bir fonksiyon mevcuttur. Her ikisi de bilgiyi depolar, kaydeder ve kullanıma sunar. Arşivciler ve kütüphaneciler bir koruma rolü üstlendikleri gibi bir aracı rolü de üstlenir, her ikisinde de kullanıcıların eğitimi konusunda bir fonksiyonları mevcuttur. Halk, ikisi arasındaki farkı ayırt etmede güçlük çekecektir. Muhtemelen müzelerin görevinin kısa bir analizi toplumda benzer bir rolü sergileyecektir. Aşikar olarak kültürel misyonları ile ilgili çeşitli noktalar hepsi için ortak olup tümü potansiyel kullanıcı için pozitif bir eğitim rolünü paylaşırlar.

Kanuni Temeller

Birçok arşivin kanuni temelleri tanım olarak oldukça basittir; bu arşivler merkezi, yerel veya şehir yönetimleri veya diğer resmi hükümet kurumları tarafından üretilir ve bu kurumlara aittirler. Dini kurumlar, ticari arşivler ya da büyük kuruluşlar ve iş yerlerinin arşivleri gibi gayrı resmi arşivler; yalnızca bu kurumlara ait olup bağlı oldukları kuruluşların yönetmelik ve yönergeleri ile idare olunurlar. Kütüphanelerle ilgili olarak ise, kuruluşları resmi bir faaliyetin sonucu olması, fakat gelişmesi, kullanımı koleksiyonunun bakımı ya da bağlı olduğu kurum ya yönetici merci ya da kütüphane müdürü tarafından konulmuş kurallar ve yönergelere bağlı olarak gerçekleştirildiğinden daha bir dosdoğrudur. Yine benzerlikler aşikardır. Bir yürütme organının evraklarını korumak, muhafaza etmek ve araştırmaya sunmakla sorumlu olan milli arşiv ile bir ülkenin ulusal yayınlarını muhafaza etmek, korumak ve kullanıma sunmakla sorumlu aynı zamanda derleme kütüphanesi de olan, milli kütüphane ile aralarında oldukça fazla ortak noktalar vardır. Bu sorumluluk ve kanuni temellere dayalı benzerlikler, sık sık yönetimleri bu kurumları aynı bakanlığın çatısı altında toplamaya yöneltmektedir. [4]Bununla beraber milli arşivin hukuki sorumlulukları devletin hukuki veya anayasal bir birimine ve kütüphaneler ise kültür veya eğitim bakanlığına devredilerek sonuçlanır. Genellikle bir hükümet yapısında milli arşiv ve milli kütüphaneyi farklı bakanlıklara bağlamak aralarındaki işbirliği ve iletişimi engeller ve her ne kadar her birinin gerçekleştirmesi gereken görevler kendine has olmakla birlikte, topladıkları, listeledikleri, muhafaza ettikleri, kullanıma sundukları malzemeler ile okuyucular açısından bir dereceye kadar çakışma söz konusudur. Bir arşivin belli başlı kullanıcıları evraklarını sakladığı kurumun çalışanları olacaktır. Fakat evrakların aktif kullanımdan kalktığı ya da kurum bir başka kuruma bağlandığı ya da feshedildiği zaman, bu kullanıcılar milli kütüphanelerin kullanıcılarının da en büyük kısmını oluşturan bilimin koruyucuları tarihçiler olurlar. Arşivler ve kütüphanelerin görev ve rolleri dikkate alındığında okuyucuların bakış açılarını dikkate almak gerekir. Kütüphane ve arşivler arasındaki teorik farklılıklar Jenkinson ve Schellenberg [5] tarafından gözler önüne serilmiş ve anlatılmıştı. Fakat bu tür tanımların sürekli olarak yeniden gözden geçirilmelerine ve değerlendirilmelerine ihtiyaç duyulur. Manyetik bant üzerinde ikili sayı sistemi ile tutulan veri bankaları ve sadece bu formatta elde edilebilen bir veriyi, bir kurumun saklaması ve kullanıma sunması ile ilgili konularda pratikte, okuyucu, kütüphaneci ve arşivci için çok az fark vardır. Tek bir yerde depolanan veriyi on-line olarak değiştirebilen gelişmiş bilgisayar ağlarının var olması sebebiyle arşiv prensipleri daimi olarak yeni görev ve sorumluluklar için yerlerinden çıkarılmalı, tozları alınmalı ve yeniden ölçülmelidir. Bilgisayar yardımı ile gerçekleştirilen veri depolama, birçok kütüphanecinin konu sınıflandırılmasıyla ilgili fikirlerini yok etmiş olup (çoğu kütüphane metodunun temeli olan) kataloglama kuralları, Anglo Amerikan tek bir yazar girişi kavramı yerine veriye birçok noktadan giriş fikri ile tehdit altındadır.

Malzemeler

Arşiv ve kütüphaneler sahip oldukları benzer malzemelerle ilgili yaygın problemleri paylaşmakta olup ileride omuzları üzerlerine alacakları ürkütücü vazifeleri şimdiden dopdolu bir şekilde hissetmeye başlamışlardır. Her ikisi de kağıt, parşömen, deri, bez ve diğer organik malzemelerle uğraşırlar ve hızla büyüyerek artan veri işleme dolayısıyla eski altın, gümüş ve bakır plakalara ek olarak bu yeni inorganik malzemeleri saklama problemi ile yüz yüze gelmektedir. Koruma, restorasyonu da içerecek şekilde, her iki disiplini ilgilendiren bir problem olmakla birlikte arşivciler geleneksel olarak bu sahada liderliğe sahip olduklarından kütüphaneciler için bu ilişki genellikle bağımlılık olarak ortaya çıkmaktadır.

Geri getirilemeyecek kimi dokümanları imha etmeleri dolayısıyla, artan öneme sahip evrak idaresinin arşivsel boyutu, modern idari işlemlerin kağıt seliyle baş etme konusunda arşivcilere, seçilen nesnelerin daimi bir surette saklanması konusunda ağır bir sorumluluk yüklemektedir. [6] Kütüphaneciler genellikle basılı malzemeyle uğraştıklarından yegane malzemelerin idamesi ve kullanımı için daha bir özensiz davranışı tercih etmişlerdir. Günümüzde kağıdın kendi kendisini imha eden yapısı kütüphanecileri sarsarken bu konuda arşivciler daha bir hazırlıklıdırlar. Kullanıcılar da koruma sebepleri yüzünden dokümanlara, evraklara ve kitaplara erişimleri engellendiğinde sarsılıyorlar. Benzer vakalar ileride daha da artacak.

1800'den önceki malzemelerle uğraşırken bu tarihe kadar olan kitaplardan oluşan koleksiyonlar arşiv karakterine daha fazla sahip olduklarından ve içeriklerinden ziyade biçimsel olarak incelendiklerinden, arşivcilerin ve kütüphanecilerin karşılaşmış oldukları problemler oldukça benzerdir. Arşivler ve kütüphanelerde bulunan modern malzemelerle uğraşırken (örneğin, manyetik bant, krom teyp, ses bandı, fotografik malzemeler ve video diskler) arşivciler ve kütüphaneciler bilginin saklandığı malzemeleri gelecek nesillere aktarabilmek amacıyla bu nesneleri araştırmada, anlamada ve eğer mümkünse depolanan taşıyıcının fiziki hususiyetlerinin standartlaştırılmasında birbirlerine yardımcı olmak zorundadırlar.

Metodoloji

Geleneksel olarak arşivciler, idari birimleri dikkate alıp, malzemeleri kronolojik üretimine göre düzenlemektedirler. Bu tür bir sistem her bir idari birimin organik gelişimi ve tarihçesinin anlaşılmasını mümkün kılmasına rağmen, bilgiye ve bu evraklarda kayıtlı gerçekliklere kolayca erişimi mümkün kılmaz. Listeler ve indeksler genellikle bu güçlükleri ortadan kaldırmak için kullanıcılara yardım amacıyla hazırlanırlar.

Geçen yüz elli sene boyunca kütüphaneciler, kitapları kimi konusal sınıflandırma biçimlerini dikkate alarak raflara yerleştirdiler. (Eski çağlardan 19.yy'a kadar kitaplar boylarına göre raflara yerleştiriliyordu. Büyük boy kitaplar genelde ciddi konularla ilgiliydi. Mesela teolojiyle ilgili kitaplar büyük ebatta basılıyordu. Küçük boy yayınlar ise daha az bilimsel kitaplardı. Benzer şekilde Ortaçağ arşivlerinde mevcut evrakların fiziki durumu, görülen işlerin ve evrakın önemini yansıtır şekildeydi.) Kitapların yanı sıra broşür, grafik ve diğer eserleri de içeren modern kütüphaneler, raflarda konuya göre düzenlemeyi zor ve birçok okuyucu için kullanılmaz buldular. Günümüzde kütüphane koleksiyonlarındaki katlanarak artış, kullanıcılar için açık raf sisteminden bir geriye dönüşü ve bilgisayar yardımıyla konu indeksleme teknik ve metotlarına artan bir ilgiyi beraberinde getirdi.

Arşivciler ve kütüphaneciler thesarusların oluşturulması için felsefi bilgi ve teknik uzmanlığa ihtiyaç duyan yapay zeka içinde kayıtlı bilginin katlarını oluşturan rehberlere ya da bilgisayara günümüz problemlerinin çözümü için yöneliyorlar. Şimdiye kadar bu icatlar kütüphanelerde konu başlıklarıyla karşılaştırıldığında henüz olgun olmamalarına rağmen kullanıcılar için değişik açılardan erişimi mümkün kılabilmektedirler. Hem arşivciler hem de kütüphanecilerin gelişmekte olan enformasyon mühendisliği konusunda birbirleriyle ilişkileri olup bu işbirliği hiç şüphesiz karşılıklı yarar sağlayacaktır.

Arşivciler ve kütüphanecilerin modern mesleki literatürü, kısmen her birinin sahip olduğu yegane karakter ve değere ağırlık vererek ikisi arasındaki metodoloji farklılıklarının önemini vurgulamaya meyillidir. Fakat bu farklılıklar, arşivci ve kütüphanecilerin aynı mesleği icra ettiklerine inanan kullanıcıları tarafından paylaşılmamaktadır. UNESCO hem kütüphaneleri ve hem de arşivleri bilgi saklanacak ve kamu yararı için kullanıma hazır hale getirecek genel bilgi deposunun değişik yüzeyleri olarak kabul ettiğinden General Information Programme (GIP)'le bu yaklaşıma önem vermektedir.

Personel

Arşivler ve kütüphaneler arasında en yakın ilişkinin personel alanında olduğu söylenebilir. Her ikisi de yetiştirilecek adaylar için aynı kaynağa yönelmekte olup bununla birlikte mühendis, fizikçi ve benzerlerinden fazla aday mevcut değildir. Arşivciler ve kütüphanecilerle ilgili var olan imaj tarihçiler, edebiyatçılar ve hümaniter bilimcilerin bu alanlara meyline neden olmaktadır. Bu tehlikeli olabilmektedir ve her kıdemli arşivci ve kütüphanecinin üniversiteli bir meslektaşın, bir boş kadroya atanma konusunda sahip olduğu yaklaşıma aşinadır. (Maalesef iyi bir derece elde edemedi fakat sakin ve uyumlu, bu nedenle birinci sınıf bir arşivci / kütüphaneci olabilir). Maalesef günümüzde PPBS'in ve bilgisayar işletmeciliğinin karmaşık dünyasında, yüksek işletim teknikleri, sendikalar ve akademik alandaki başarısızlıkların modern arşivlerde ve kütüphanelerde olması muhtemeldir. Başarılı uygulamacıların iyi eğitimli, bilgisayar ve işletmecilik konusunda bilgi sahibi, günümüzdeki eğilimler konusunda akademik araştırmalara meyilli olmaları gerekmektedir. (Kütüphaneciler tekliflerini destekleyecek lobilerin oluşturulmasında daha iyi olduklarını ispatlamış olup bu arşivcilerin de ihtiyacı olan bir şeydir).

Arşivciler ve kütüphanecilerin mesleki kuruluşları arasındaki resmi ilişkiler yaygın değildir. ALA, Arşiv/Kütüphane ilişkileri üzerinde kendi komitesini 1937 de oluşturup Amerika'nın II. Dünya Savaşı'na girişine kadar başarılı işler gerçekleştirdi [7]. İngiltere'de bir süredir Library Assocation, the Society of Archivists, ASLOB, the Standing Conference of National and University of Libraries (SCONUL), ve the Institute of Information Scientist'den müteşekkil bir müşterek komite mevcuttur. Fakat çok üretken değildir ve hatta yakın zamanlarda bir müşterek demeç konusunda üniversite kütüphaneleri, arşivleri barındırmak için uygun mu ve kütüphaneler uygun saklama koşulları olmaksızın arşiv kaynaklarını faal olarak aramalı ve elde etmeli midir? konusu üzerine Society of Archives ve SCONUL arasında bir anlaşmazlık söz konusu olmuştur. [8] Benzer anlaşmazlıklar zararlı olup genelde aile içi yada mutfak kavgası denilen bu konularda arşivciler ve kütüphanecilerin imajını zedelemektedir. Bu yukarıdaki durum arşivler bağlamında bir muhafaza ve kalite sorununun yansımasıdır.

Eğitim ve Öğretim

Arşivler ve kütüphaneler arasındaki ilişki, eğitim ve öğretim, mesleki gelişim sahasındaki benzer konularla ilgili sorulara gelince en üst seviyeye ulaşmaktadır. Bu sorularla ilgili çalışmalar Kuzey Amerika ve özellikle Kanada arşivcilik/kütüphanecilik literatüründe, [9] temelde arşivcilerin eğitiminin kütüphanecilik okullarında mı yoksa başka bir yerde mi verilmelidir konusunda ateşli fikirler içermektedir. Her bir disiplinin ayrı yerlerde uzman eğitimcilerle kendi alanlarında eğitimlerini yapmaları daha akılcı görünmektedir. Ancak makalede bu yukarıda belirtildiği gibi birbirleriyle çakışan alanlarda ilişkileri mevcuttur. Mesela her ikisinin de koruma ve saklama problemlerini, uygun yer ve malzemelerin depolanması da dahil, ele almaları gerekmektedir. Her ikisinin de bilgisayar teknikleri ve işletme konusunda temel bilgilere sahip olması, kamu hizmetleri ile uygulamaları bilmesi gerekmektedir. Konu indeksleme ve paleografya gibi uzmanlıkla ilgili alanlarda yetiştirilen kütüphaneci ve arşivcilere seçmeli olarak önerilebilir. Her ikisi de kalifiye olup uygulamaya geçtiklerinde, bilginin saklanması ve sunulması konusunda milli yapının parçaları olacaklarından temel eğitim için en uygun aracın işte bu üniversite fakültelerinde arşiv, kütüphane ve enformasyon çalışmalarının yapıldığı okul olduğu görünmektedir. Bunu da kalifiye gözetmenler nezaretinde belli aralıklarla yapılan staj programları takip eder. İdari ya da diğer tarih konularında uzmanlaşmış eğitim her zaman diğer uygun bir bölüm tarafından verilebilir. Kuzey Amerika'da buna benzer okulları kurmada zorlukların olduğu aşikardır. Bununla birlikte yavaş yavaş bazı kütüphanecilik okullarının bu görüşe sahip olmaya başladıkları, the University of London School of Librarianship and Archives adlı okulun School of Library, Archive and Information Studies ismini aldığı gözlenmiştir. Benzer isim değişiklikleri Sheffield University ve Drexel Institute'da da olmuştur. Unesco bulletin for libraries yeniden isimlendirilmiş ve genel eğilim bu disiplinler arasında ayrımcılığı vurgulamaktan çok enformasyon incelemeleri konusunda birleştiriciliğe yönelmiş görünmektedir. (Değişik gelişme düzeylerindeki farklı ülkeler için farklı modeller uygun olup batı modeli kütüphane, arşiv ve enformasyon çalışmalarını her halükarda körü körüne takip etmek, oldukça yanlış olacaktır.) [10]

Her disiplin tüm öğrencilerinin eğitimi için gerekli bir temel eğitim müfredatını tanımlamak zorunda olup bunun göründüğünden çok daha güç olduğu ispatlanmıştır. Kimi okulların müfredatında, temel eğitimin zararına olarak, modern gelişmelere yersiz bir önem verilmiştir. Arşiv eğitimi, İkinci Dünya Savaşı öncesi arşivciler için çok az bir öneme sahip olan evrak işletmeciliği kavramını, öneminin hızla artışına paralel olarak müfredatına alırken şimdi neredeyse onu aşacak bir öneme sahiptir. Arşivciler ve kütüphaneciler, sahip oldukları ve hizmete sundukları koleksiyonlara, hizmet ettikleri kullanıcılara karşı devamlı bir sorumluluğa sahiptirler. Daimi olarak yeniden değerlendirme ve yansıtma, gerçek mesleki statüyü gösterecek uygulama, etik ve doktrinin muhteviyatını oluşturmada gerekli olacaktır. Arşivciler ve kütüphanecilerin ayrı konseyler halinde toplanıp tek başlarına hareket etmektense, birbirleriyle danışma içinde olmaları çok daha iyi olacaktır. Kütüphaneci ve arşivcilerin çalışmalarında ihmal edilmiş olan özel bir konu vardır ki, o da kullanıcılar ve kamuya karşı hizmetlerinin aktif gelişimidir. Halkın ve yöneticilerin kütüphaneler ve arşivleri değerli, yararlı kültürel kurumlar olarak görüp sorgusuz sualsiz mali yardımın sağlanması gerektiğine inandıkları varsayılmaktaydı. Fakat artık bu böyle olmayıp her ikisini de toplumun eğitimindeki rolleri için birlikte çalışmaya zorlar. Kütüphaneciler geleneksel olarak kurum dışı eğitim verme fonksiyonlarını yüklenmişlerdir. Genellikle kullanıcılarıyla ilişkilerinde daha pasif bir rol yüklendiklerinden arşivci, kütüphanecilerin yüklenmiş olduğu bu görevi kolaylıkla yüklenmemektedirler. Her iki mesleğe yeni katılan kişilerin mesleğe alışmaları sırasındaki temel eğitiminde bu genişletilmiş rol üzerine dikkat çekmek gerekli olmaktadır. Her iki alanda yeni katılanların eğitimini düzenlerken daha aktif ve pozitif bir rol üstlenmelidirler.

Her iki mesleğin dernekleri, kendi saflarına katılacak adayların eğitiminin düzenlenmesinde daha aktif ve olumlu bir rol üstlenmelidir. Bunu, eğitim verip sınav yapan üniversitelerle işbirliği yaparak; hafta sonu, mesleki tecrübeleri aktarmaya yönelik kısa süreli kurslar düzenlenmesini sağlayarak; mesleki münazaralar düzenleyerek, arşivciler ve kütüphanecilerin mesleki eğitimi ile ilgili tüm gelişmeler konusunda gözetmen ve danışman rolü üstlenerek gerçekleştirebilirler. Arşiv ve kütüphane mesleki derneklerinin her ülkede bulunması ve uluslararası olarak eğitim meselelerinin üzerinde işbirliği yapıyor olması eşit derecede önemlidir. Bütün ülkelerde mevcut aktif mesleki dernekler mesleki yeterliğin onanmasıyla ve mesleklerini icra etmek için sahip olmaları gereken haklarla ilgilenmelidir. Eğitim ve öğretim, mesleki uygulamaların düzenlenmesinde ve herhangi bir mesleğin tanınmasında önemli köşe taşlarını oluşturmaktadır.

Gelecek

Gelecekte daha da önemli olacağa benzeyen bir kültürel misyonu paylaştıklarından, arşivler ve kütüphanelerin, görüşüme göre ileride daha yakın bir şekilde çalışmaları gerektiğinin önemini belirtmiştim. [11] Faaliyet gösterdikleri kimi alanlar çakışmakta ve birçok durumlarda da uyguladıkları metotlar ve uygulamalar hemen hemen tamamen özdeş görünmektedir (örneğin bilgisayarlı veri işleme yoluyla depolanan bilgi ile ilgili olarak saklama ve erişim politikaları). Her ikisinin de sakladığı ve kullanıma sunduğu malzemeler dikkate alındığında işbirliği için uygun bir neden olduğu görülür. Kullanıcı hizmetleri, erişim politikaları, yönetim metotları ve kullanıcılar için ekstra-mural (bir kuruma bağlı olmayan kurum dışı) eğitim çalışmaları hususunda her ikisinin de birbirinden öğreneceği çok şey var. Koruma ve muhafaza çalışması hususunda arşivciler kütüphanecileri eğitebilirler. Kütüphaneciler ise şimdiden bunları öğrenmeye hevesliler.

Her iki meslek de, mesleki ahlak ve uygulama standartlarını aktif olarak değerlendirmeli ve daimi olarak tartışmaya açık tutmalıdır; öncelikle, sorumlu oldukları ve gelecek kuşaklar için saklamakla yükümlü bulundukları malzeme ile ilgili ve ikinci olarak ortak çıkar nedeniyle ulaşılabilir hale getirmekle yükümlü oldukları bilginin koruyucusu olarak vatandaşlarına ve toplumlarına karşı. (Batıda son zamanlardaki tartışmalar bilgi edinme özgürlüğü üzerinde yoğunlaşmakta olup bu içerik itibari ile politik ve hassas bir konudur.) Önceki kuşaklar, özellikle kütüphaneciler politika, din ve cinsiyet içermeyen ideal kitapları kütüphanelerine seçmek üzere araştırma yapıp kendilerini kitap seçici personel haline getiren sansür sorunuyla meşgul kişiler olmuşlardı. (Bu hala meslekten arşivciler ve kütüphaneciler için söz konusu mu?) Bizler kendi mesleki bilincimizin koruyucularıyız, görev ve sorumluluklarımızla mesleki bilincimiz arasında bağlantıyı sürekli sorgulamalıyız.

Bilginin depolanması ve sunulması ile ilgili olarak arşivler, kütüphaneler ve ideal olarak da müzeler ve diğer kurumların bireysel rollerini koordine edecek resmi bir komite ya da mekanizma oluşturulması, eğer hali hazırda mevcut değilse, her ülke için gereklidir. Uluslararası alanda Genel Bilgi Programıyla UNESCO bu alanda ilk girişimci oldu. Fakat kimi ülkeler bu teşebbüsü takipte yavaş davranmakta olup bu da üzüntü yaratmaktadır. Bununla beraber bu tür hizmetlerin çoğalan maliyeti ve artan ekonomik sorunlar içinde bulunan ülkelerde sağlıklı bir ekonomi için bilginin depolanması ve hizmetlerinin üstesinden gelinmelidir ki geri kalmış ülkeler de meselenin önemini çabucak kavrayabilsinler. Kütüphaneler ve arşivler arasında tüm düzeylerdeki iyi ilişkiler ve ortak çalışmalar, böyle ulusal kuruluşların çok daha etkili ve hızlı bir şekilde kurulmasını beraberinde getirecektir. Gelecekte, toplumdaki ayırt edici rolleriyle ilgili olarak işbirliği ve ortak planlamayı gerçekleştirmedikleri taktirde, bilgi depolama ve sağlamada çalışan yetkililer ve her türden kullanıcılar bu muazzam önemli kültürel müesseseleri yönetmekten sorumlu arşivci ve kütüphanecileri affetmeyeceklerdir.


[*] B.C.Bloomfield, “Relations Between Archives and Libraries”, Archivum , XXX, (1984) 28-35.
[**] B.C. Bloomfıeld: India Office Kütüphane Müdürü ve British Library Doğu Matbu Kitaplar ve El yazmalar Bölümü Arşivcisi.
[***] Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arşivcilik Bölümü Araştırma Görevlisi.
[1] Editörlüğü Robert L. Clark tarafından yapılan ve mükemmel bir bibliyografyayı da içeren Archive-library relations, adlı çalışmada bu konu ile ilgili yeni bir inceleme mevcuttur. (New York, R. R. Bowker, 1976), s. 199-212. Birkaç referans için ayrıca M. Duchein'in "Basic international bibliography of archive administration" Archivum, XXV (1978) ve F. B. Evans tarafından yazılan "The history of archives administration: a select bibliography " (Paris, UNESCO, 1979), s. 32-3 adlı çalışmalara bakılabilir.
[2] Ve Arşiv idaresinde ilk modern sistematik ilmi eser S. Muller, J. A. Feith ve R. Fruin tarafından yazılan Handleiding voor het Ordenen en Beschrifiven van Archieven , 1898 yılında yayınlamıştır.
[3]Hemen hemen bütün batılı gelişmiş ülkeler bu anlaşmazlıklarla yüz yüze gelmişlerdir. İngiltere'de editörün köşesinden ve takip eden okuyucu mektuplarında bir örnek verilebilir. "Too many repositories", Archives, VII (1996), 133-4 , Avustralya’da Phylis Mander Jones'in "Archivists and the Association" hakkında bazı tarihi nakiller yapmaktadır. Australian library journal , 1 (April 1952) s.76-81; ve W. F. Birdsall "Archivists, libraries and issues during the pioneering era of the American archival movement"da aynı şeyi işlemektedir, Journal of library history , XIV (Fall 1979), s.457-79, Bu konularla ilgili en ciddi inceleme belki F. W. Ratcliff'in "Archival responsibilities of university libraries" ; olup bu konularla ilgili en kırıcı yazılar Kanada'da gözükmektedir. Journal of librarianship , XII (1980), s.71-83, ve R. F. Dell'in "Dear librarian: a letter from an archivist" adlı çalışması en şaşırtıcı olanıdır. S.L.A. News , 150 (March 1979), s.267-70.
[4] B.G. Alegbeleye "The role of archivists and librarians" adlı makalesinde bunu çok kısa ve ikna edici olmayan bir şekilde incelemektedir, Archives and manuscripts , VII (1978), s.110-14.
[5] Sir Hilary Jenkinson, "The English archivist: a new profession" Selected Writings... (Gloucester, Alan Sutton, 1980), s. 236-59; T.R. Schellenberg, Modern archives ... (Chicago, University of Chicago Press, 1956), s. 17-25.
[6] Buna karşın M. Doyle,"Peut-on croire serieusement a l'interdependance des archives et de la gestion des documents en Amerique du Nord?" adlı makalesinde her ikisinin de birbirinden farklı disiplinler olduğuna inanmaktadır, Archives (Quebec) , XII (Mars 1981), s.77-82.
[7] American Library Association, Committee on Archives and Libraries. Archives and libraries .. . papers presented at the 1937 Conference .... ed. A.F. Kuhlmann (Chicago, ALA, 1937) 1938 ve 1939 yıllarına ait takip eden iki cilt yayınlandı.
[8] "The place of archives and manuscripts in the field of librarianship" 1969'da müşterek komite daha önceden hemfikir olunmuş bir bildiriyi yayınladı, Library Assocation Record , LXXI (January) 1969, 15, ve Archives , IX (1969)S 40-1. Bu yeniden gözden geçirilen duyurunun yayınlanması tartışmaya neden oldu ve F.W. Ratcliffe tarafından da yukarıda belirtilen yazısında yorumlandı.
[9]. I.C. Ross, "Library-archive relations: the question of education" s.39-44. adlı eserinde örnek bir vakayı tanımlamaktadır. Canadian Library Journal , XXXVII (February 1980),
[10] Bu konuyla ilgili olarak bkz. Abdul Aziz bin Shaik Mydin, "Archives-library relationships and their educational implications with a note on implications for Southeast Asia", Southeast Asian Archives , IV (July 1971), s. 44-55.
[11] Benzer görüşler "Archivist and comprehensivist"de H.J. Barrington Nevitt tarafından ifade edilmektedir. Argus, X (May/June-June/July 1981), s.65,67-68, 70; J. von Biberstein, "Informationsversorgung am Ort: Bibliothek und Archiv", Mitteilungsblatt Verlband der Bibliotheken des Landes Nordrhein-Westfalen, XXVI (March1976), s.21-31; L.Q. Mumford, "Archivists and librarians: time for a new look", American Archivist , XXXIII (July 1970), s. 269-74; N.E Pearce ve N.F. Chudacoff, "Archivists and librarians: a common mission, a common education", American Archivist , XLII (October 1979), s.456-62; A. Petrucci, "Archives and libraries: possibilities for co-operation", Unesco bulletin for libraries , XX (March/April 1966), s.65-70; ve F. Ranger, "The common pursuit", Archives IX (1970), s.121-9.

Go to page: Introduction | Contents of 1999 | Next Issue |
Go to menu: Home | Profession | Organizations | Archimedia | BBS | JAS | BKA | Map


This page was created in March 2000 and was last modified on by Bekir Kemal Ataman, webadmin '*at*' archimac.org. It is located at http://www.archimac.org.